22 Nisan 2014 Salı

MEKKE #2

MEKKE!
Çok hızlı bir şekilde uyum sağladık,sanki yıllardır buralarda yaşıyor gibi,şaşılacak şey :) Allah'ın işine biz kulları böyle şaşakalırken,otobüsümüzden inip,mescid sınırlarına doğru ilerlerken,her bir yeri kayıt altına almak istiyor insan.Şu an malesef ki,mescidin 4'te 2'si falan açık diyebilirim,tadilatlar devam ediyor.Dünya üzerindeki müslüman sayısı arttıkça,talepler çoğaldıkça,mescidi genişletmek de kaçınılmaz olacağı aşikar...
Fotoğraflardan da bariz gördüğünüz gibi göğe yükselen vinçler var,mescidin etrafında,en kısa zamanda tamamlanıp,son halini görmek için sabırsızlananlardanım :)


Umre ibadetinizi yapıp,ihramdan çıktıktan sonra artık nafile ibadetlere bol bol vakit buluyorsunuz.10 gün kadar Mekke 'de kaldık,bu zaman içerisinde sadece umrelerimizi grupla yaptık.Diğer vakitlerde herkes kendi eşiyle,çocuğuyla mescidde özgürdü.Herkes aynı yaş grubunda veya aynı sağlık durumda olmadığından grupla haraket etmek sizi engelleyebiliyor.Bu konuda çok rahattık elhamdülillah.
Biliyorsunuz Mart ayında gittik,soranlar oluyor,Mart'ta nasıl kalabalık mıydı? Evet kalabalıkdı diye bilirim rahatlıkla,inşaat devam ettiğinden insanların tavaf alanında sınırlandırma var.haliyle ibadet alanında namaz vakitlerinde izdiham olabiliyor.Yukarıdaki fotoğrafı sabah saatlerinde çekmiştim,en sakin bu saatlerde oluyor.Sabah ile öğle namazı arasındaki vakit genişliğinden dolayı,bu vakitlerde uykuya ve istirahate çekiliyor cemaat.İlk bi kaç gün bu saat dilimini uyuyarak geçirmek istemedim fakat daha sonra az da olsa uyku için en uygun saatler olduğuna kanaat getirdim.


Saat acemeliğini attıktan sonra,düzen oturtuyor insan.Biz şu şekilde yaptık; gece 3 de mescide gelip,teeccüd ve sabah namazından sonra 1 tavafı tamamlayıp,otelimize gittik,kahvaltı yapıp,uyuduk (saat 9-9.30),11 gibi kalkıp,hazırlanıp,öğle namazı için mescide gittik,yatsıya kadar mescidde kaldık.Bu zaman içerisinde (öğle-yatsı) ufak ihtiyaçlar için mescidin etrafındaki hizmetlerden yararlandık.


Öğle yemeği için bazı günler sırt çantama koyduğum atıştırmalıklardan bazense,Zemzem Towerın içerisindeki fastfood restaurantlardan yararlandık.Her şeyin tadı o kadar zevk veriyor ki size,herşeyden önce çok mutlusunuz,içinizde bir huzur,ferahlık.Çantam çıkardığım bi fındık bile bal-kaymak geliyor midenize :) vakit aralarında insan hep kendi ile yarışıyor,şu kadar tavaf yapayım,şurada namaz kılayım,şurada oturup Kabe'yi seyredeyim...Yatsıyıda kıldıktan sonra 1 tavafı tamamlayıp,otelimize akşam yemeğine gidiyorduk,sonrası yıne aynı gece 3'de kalkıp mescide..Bu tempo hayatımızın en güzel hareketiydi diyebilirim ;)


Bunun yanı sıra turumuzun düzenlediği gezilerde oldu elbetteki.Gidenler bilirler,hatta okuyanlar varsa şimdi aynı duyguları paylaşacağamızdan eminim :) En bereketlisi tabiki Nur Dağı'na çıktığımız geceydi.O gece bizde bir heyecan ki sormayın,gece 3 gibi otelden hareketle nur dağının eteklerine geldik.Üstteki 3 kare o geceye ait.Hocamızın gençler önden hadi bakalım demesiyle,eşimle tırmanışa başladık grubu arkamızda bırakarak.Gece olması sebebiyle,tüm Mekke ateş kızılı ışıklarıyla ayaklarımızın altında kalmaya başladı,manzara muhteşem.Hızlı koşan erken yorulur hesabı,yukarılara çıktıkta şakaklarımda bir basınç hissetmemle ara ara dinlendik,hiç kolay değil ama sonunda hiç görmediğin bir yer var,burası öyle bir her ki,Peygamber Efendimizin Mekke'nin insanlarından,davranış ve sapkın ibadetlerinden kaçtığı ve Hz.İbrahim 'in bildirdiği Hanif dine inanarak,Allah'ına sığındığı o mübarek yer... Hira mağarası..
İki ayrı dar kayalar arasından geçerek, Hira mağarası'nın avlusuna geldik,gece olmasının güzel yanı,kalabalık değildi,çok rahat bir şekilde maneviyatını alıyorsunuz...
Peygamberimizin inzivaya çekilmeyi adet edindiği bu mağarada Ramazan ayının 27.gecesi tan yerinin ağarmaya başlamasından az önce ufukta nurdan bir şekil görmüş.O nurun Cebrail olduğunu ve kendisine seslendiğini duymuş,bunları bilip,asırlar sonra o yerde  noktada olmanın vermiş olduğu heyecanla insanın neler hissettiğini,size buradan anlatamam inanın ki.Hira mağarasının içerisindeki o taş yastığı görünce insan Efendisinin sevgisini nasıl kalbine kazımaz..Çok şükür iki rekat namaz kılmakda nasip oldu Hira Mağarası'nda..Saatin sabah ezanı vaktine gelmesiyle,tüm camilerin ezan seslerinin birbirine karışmasıyla Dağı'n doruğunda kulaklarınızın işittiği ses muhteşem..Ziyaretimizi tamamlayıp,otelimize döndüğümüzde kahvatı salonundaki mutluluğumu hatırlıyorum :) Yüzümde sürekli bi gülümseme hali,kalbimi sanki açtılar içine oksijen koyup kapattılar :) Bak yine gözlerim doldu :)


Bir çok yer gezdik,bunlardan bir diğeri de Mina,Müzdalife ve Arafat..Arafat Rahmet Tepesine de çıktık elbette,buranın geçmişini dinleyip de her bir adımda,beyinlerimizde suretsiz hayellerle oralarda bulunmak güzeldi.Hac ibadetinin rükunlarından olan vakfe'nin yapıldığı yer olmasıyla buranın önemi çok büyük.Kitabımızda da ...Arafat'tan ayrılıp (seller gibi) akın edince Meşar-i Haram'da Allah'ı zikredin... 
buyruluyor.Gerçekten de öyle değil mi sel gibi insan oluyor,hepsi aynı yöne akıyor..Hz. Adem ile Hz.Havva'nın cennetten kovulup yeryüzüne gönderilmelerinden sonra bir süre yeryüzünde ayrı kalmışlar ve daha sonra işte tamda burada birbirleriyle buluşmuşlar,Hz. Adem'in öncesinde Hindistan civarında bir yer olduğu söylenir. Zaten Arafat ismide buradan geliyormuş.Buluşma anlamında olan Taarrefe kelimesinde türemiş,hemde hacıların kendilerinin ihtiyaç ve kullukların, ihtiyaç olduğunun itirafını yaptıklarından dolayı buraya Arafat denmiş.Her bir detayda maneviyat gizli yani kısacası...


Hudeybiye umresi yaparken bu 10 günlük Mekke ziyaretimizde,develeride es geçmedik.Köpük köpük olan deve sütünün tadına baktık :) İnek sütünden biraz farklı,vanilyalı gibi tadi ve biraz krema gibi sanki.Ben hatta ilk azıcık tadına baktığımda aaa aynı erimiş vanilyalı dondurma gibi demiştim :) Develerle bir sürü fotoğrafımız var,çok uysal hayvanlar,yanına yaklaşınca sanki beni sev der gibiler,hemen boyunlarını uzatıyorlar :)
Mekke'ye dair anlatacaklarım yazmakla bitmez,inşallah sizlerde gitmek nasip olurda bu yazdıklarımı daha iyi anlarsınız :) Medine yazımda görüşelim ;)

SELAMETLE

Facebook: Merve'nin Kırmızısı
Twitter:Mimarın Renkleri
Instagram:Mimarın Renkleri
Tumblr:Merve'nin Kırmızısı

31 Mart 2014 Pazartesi

MEKKE #1

MEKKE!
Yıllarca gidebilmek için dua ettiğim nihayet ikimizide nasip olmuştu.Soranların sorularına cevap olarak eşimle ikimiz ilk defa umre ziyaretinde bulunduk.Gece yolculuğu zordur derler ama bizim için öyle olmadı,göz açıp kapayıncaya kadar geldik,kuş misali.Cidde üzerinden gidenler ihramlarını havalimanında giyip,ihrama girerken ,(bunun sebebide mikad noktasını havadan geçtikleri içindir.) biz yeni butik bir liman olan Yanbu şehrine iniş yaptık.Böylece İstanbul'da ihrama girme şartını ortadan kaldırıyor.
Havalimanında kontrol giriş ve çıkışlarında en ufak bir problem olmadı,olabilecek en iyi şekilde çıkış yapıp,valizlerimizle bizi bekleyen otobüsümüzü doldurduk.Evet artık Suudi Arabistan'daydık...Gün söküyor,güneş sağımda kızıllaşıyor,bunu seyretmek ise sonsuz bir zevk veriyordu...
Arapça harflerle dolu tabelaları incelemekden,Suudluların o bembeyaz uzun kıyafetleri ve başlarındaki kırmızı beyaz örtülerine bakmakdan alamıyor insan gözlerini.Sanki dünyaya ilk defa gelmişim de ortalığı, göğü, yeri ilk defa görüyormuşum gibiydi...


Yanbu'dan Mekke'ye Hocamızın tavsiyeleri,açıklamaları,sohbetleri ve güzel teşvikleriyle gittik.Tabii evvela ilk olarak Mikad noktasına vararak,ihrama girmemiz gerekiyordu.Dua,zikir,tekbir ve telbiyelerle yolu arşınladık.Bir yandan kulağımız hocamızda,bir yandan zihnimiz zikirde,öte yandan ise gözümüz camdan beldeleri seyreyliyordu.
İhrama girmemiz ile ihram yasaklarımızda başlamış oldu.Her birimiz bir an evvel Mescidil Harama kavuşmayı arzu ederken,yüksek kulelerin yükseldiği sağ tarafımızda kalan bölge Haram bölgesidir denmesiyle kalp atışlarımız hızlandı.Bu öyle bir tecrübe ki,benim ne buradan yazı ile size anlatabileceğim,ne de fotoğraflarla sizin idrak edebileceğiniz birşey. Kelimelerin yeterli kalmadığı birtakım, Allah ve Peygamber aşkının harmanlanmış ve boğazınızın orta yerinde yumruklaşan sizi alıp götüren duygular.
Otele geçmemiz biraz ıstirahat etmemiz ve karınlarımızı doyurmamızdan sonra grup ile Beytullah'a gidişimiz...Ne heyecan verici birşey ki,anlatılacak türden değil.Havanın kararmasıyla Mescidil Haram daha bir ışıl ışıl..


Ve işte adım adım gidiyoruz,artık insanın tek düşündüğü Beytullah,Allah'ın Beyti,Allah'ın Evi!
Çağrılmayan gidemezmiş,Allah'u Teala sizi çağırmış ki evine gidiyorsunuz diyor hocamız.Sonra otobüsde konuştuğu kelamları anımsıyorum; 
'Maşallah gençler görüyorum,umre haccı için buraya çağrılan.Ne mutlu size.Hz.İbrahim 'Lebbeyk' dediği ve insanları Kabe'yi tavafa çağırdığı andan itibaren,ruhlarımıza Allahu Teala tarafından üflenmiş...Daha anne karnında  bile değil iken davet edilmiş gençler görüyorum.'
...Bunları duyunca insan daha bir coşuyor,Gözleri,kalbi,ruhu,tüyleri...Taşmaya bir damla kala gülümsüyor yüzüm.Çok şükür Allah'ım bizede nasip ettin.
......
Ve Haram sınırlarından sonra mescide giriyoruz.Tavsiye üzerine,hani Beytullah'ı ilk görüşte yapılan dua kesin kabul olunur diye amel ediyoruz ya,işte bu yüzden başımız önde sağa sola çok bakmadan grupça ilerliyoruz.
Sonralarında çok konuşmuşuzdur,herkes başka şeyler duyup,başka bir hava iklimine girip,tek çekim alanında akıtmış yaşlarını.Kendimden misal verecek olursam;
Başım önüme eğik ilerliyorum,önce biraz seyrekken sonra birden kalabalık bizi buluyor.Yere bakarken ki ayaklar çoğalıyor yanımdan sağıman solumdan geçen.Eşimin kolundan sıkıca tutup ilerliyorum.Buz gibi mermerlerden,halılı bölümlere geçiyoruz.Derken;Allah'ım bu kuş sesleri de ne öyle! Kafamı kaldırmayacağım diye söz vermişim kendime,göremiyorum ama duyuyorum!İnsan yoğunluğunu içerisinden geçiyoruz ve çok kalabalık,her yer insanla dolu,derken başımın üstündeki mescidin örtüsünün kalktığını hissediyorum derken,merdivenlerden iniyoruz.Anlıyorum ki artık çok yakınım,başımda gök açık,az ilerimde tavaf yapılıyor.
Yavaşça başımı kaldırmamla şok etkisi yaşamam bir oluyor.İşte Beytullah tam karşımda,Allah'ın evine misafir gelmişim ve tam kapısının önündeyim...
Çok heybetli ve simsiyah,tahmin ettiğimden ve fotoğraflarda gördüğümden kütlece çok daha büyük...Heyecanım mutluluğa karışmışken tam tavaf alanına girmeden ayakda dua ediyorum! 


Ve istiyorum! Buradaki ve burada olamayan tüm Müslüman'lar gibi.Çünkü biliyorum ki isteyen ve O'na yalvaran kulunun duasına icabet eden Allah'ım dualarımızı İzzeti katında kabul ve makbul eyler.
Niyetimizi yapıp,yeşil ışık karşısından Hacerül Esved'e selam vererek umre tavafımıza başlıyoruz.
Her bir noktasına iyice bakıp,tarayıp,hafızaya almak istiyor insan.Dönünce unutmamak için,rahat hayalinde canlandırabilmek için.Tavaf yapıyoruz,ayaklarımız yavaş yavaş kalabalıkda ilerliyor hocamız önde biz arkasında o söylüyor biz tekrar ediyoruz.Hacerül Esved'e, Mültezem'e ,İbrahim Makamına bakmaya çalışıyoruz,dilimizde dualarla...Tavaf namazımızı kılıp,zemzem içtikden sonra Sa'y yapmak üzere Merve ve Safa'ya geçiyoruz.


Biraz yoruluyor insan,hiç yaşlı işi değil diyorum içimden.Hala fikrim öyle.Yerler mermer,hızlıca okuyarak ilerliyoruz,topuklarının düzleştiğini hissediyorsun :) İlerdeki yeşil ışıkda erkeklerin remel yapmasını gözlüyorsun.Safa'dan Merve'ye 4 kez,Merve'den Safa'ya 3 kez gidip Say yapıyorsun ve artık duanı yapıp saçını kesip ihramdan çıkıyorsun.İhram yasaklarınıda geride bırakıp Umre'ni tamamlamış olmanın huzuruyla,doya doya gülümsüyorsun :)
Nafile ibadetler,gezilerimiz ve başımdan geçen olaylarla yeni postta görüşelim ;)
Umre serisi yazı postları burada ;)

SELAMETLE


25 Mart 2014 Salı

UMRE ÖNCESİ #2

Günaydın blogcanlar
Evvet gittik geldik Allah'ın izniyle...
Benim için çok heyecanlı bir yolculuk oldu,senelerce arzu edip hep duanda,dilinde,gönlünde olan şeye nihayet erişebilir olursa insan nasıl heyacanlı olmasınki ;)
Hazırlıkları bile...
İlk umre ziyaretimiz olmasından mütevellit,ne götürmeli,ne giymeli nasıl etmeli diye epey soruşturduk.Neticesinde götürdüklerim ve götürmediklerim konusunda Mekke ve Medine'de hiç pişmanlık yaşamadık elhamdülillah.
Kısaca gidecek olanlara fikir vermesi açısından sıcağı sıcağına yazmak istedim.

Sayıca fazla çorap ve iç çamaşırı : Umre ziyaretimiz 15 günlük bir turdu.Gidenlerin tavsiyelerini kulak ardı etmeden her güne iki-üç iç çamaşırı koymanızı tavsiye ederim.Gün orada erken başlıyor,teheccütten yatsı namazı sonrasına kadar mescitde geçiriyorsunuz vaktinizi.Dolayısıyla sürekli hareket halindesiniz,sıcağın etkisiyle ihtiyaçlar artıyor.Gelelim çorap mevzusuna tavaf yaparken daima çorap giydim,yalın ayak tavaf yapmak pek bana göre değildi açıkcası. Haliyle çorapda mermer zemin üzerinde hafif bir kayma yapıyor yürürken,tavsiyem altı pıt pıt nokta kaydırmaz tabanlı patik çoraplardan almanız.Aklımda iken söyleyeyim eğer uçuşunuz THY ile ise çok kullanışlı bir set hediye ediyorlar uçuş esnasında hacılara.Tozun ve erkeklerin ihramlarından (rida ve izar) etrafa dağılan ufak beyaz yumaklar çorabınızın altında birikme yapıyor bir süre sonra.Yani kısa kısa süreler içerisinde çorabınızı değiştirme ihtiyacı istiyorsunuz. Çekmecenizdeki tüm çorapları götürebilirsiniz,ihtiyaç çok oluyor ;)

Çanta ve seccade : Çanta konusunda çok dolaşmıştım,istediğim tarzda bir çanta bulabilmek için. Biraz büyükçe bir çanta almanızda günlük kullanım için yarar var. Mescitde okumak için dua, tesbihat ve Kuran-ı Kerim vs. kitaplarımı her daim yanımda taşıdım. İnsan yorulunca tavafda oturup az biraz dinlenirken açıp bir iki kelam okumak için...Ayrıca mescide girip çıkarken sandalet ve terliğinizi poşetleyip yanınıza almanız gerekiyor,çantanın müsait olması haliyle hoop çantaya koyuyorsunuz. Ekstradan su,çerez atıştırmalık vs. bir şeyler de koyacağınız için çantaya kullanışlı birşey tercih edin. Ben, iki çapraz takabileceğim çanta bir tanede sırt çantası aldım yanıma.En kullanışlısı sırt çantası oldu.Seccade ise yer kaplamaması için ince,katlanınca a4 kadar küçülen birşey olmalı.Yine mermer üzerinde kaymaz taban seccadeler var,THY hediye ettiği seccadeler çok işimize yaradı. Eğer ki kaydırmaz taban seccade bulamaz iseniz,ince seccadelerde işinizi görür pek ala.


Giyim,kuşam,ferace : Kısaca söyleyecek olursam erkekler için ince pamuklu gömlek ve pantalonlar ideal. Hac ve umre malzemeleri satılan mağazalardan eşim için biz siyah ve beyaz renklerde son derece ince yakasız,ütü istemeyen yıkayıp dakikasında kuruyan gömlekler aldık.Artık her markanında bu tarz gömlekleri mevcut mevsim ne olursa olsun raflarda bulmak mümkün.Kolları uzun gömlekleri tercih etmenizi tavsiye ederim.Kolları istenilince kıvrılıp düğmeyle sabitlenenler ideal,güneş rahatsız edebiliyor çünkü. Pantalonda ise yine en rahatı beli güzel lastikli salaş dökümlü olanlar.İbadeti zora sokucak pantalonlar kesinlike götürmeyin,giyilmiyor. Mekke'de bin bir çeşit giyinimli insan gördüm ama oranın maneviyatına en çok yakışan ; Beytullah'a saygıdan siyah giyinenler ve kefeninin provasını yapan baştan aşağıya beyaz giyinimli insanlardır unutmayalım ;) Yoksa pembe giymek mekruh ,sarı giymek haram diye birşey yok elbetteki,kendi nazarınıza kalmış.En önemli husus ise erkeklerde muhakkak ki ihram.İhram için satılan kemerlerden ve çok gerek duyar iseniz çengelli iğnelerden alın.Usulüne uygun bağlarlar ise çengelli iğneye gerek bile kalmıyor. Bayanlarda ise kesinlikle ferace giyilmeli. Bayanların ihramı normal tesettürü zaten. Ferace giymesini normalde de çok sevdiğim için hiç bir yadırgama olmadı,tesettürlü bir insan için burada ne ise orada da o.Değişen bir şey yok.Yeni alacak iseniz kumaşına özen gösterin ince ve dökümlü olsun.Polyester karışımlı bin bir çeşit kumaşlardan feraceler görüyorum,bunları tercih etmez iseniz rahat edersiniz.İnsan kendini rahat hissedince inanın ibadetinde de o kadar rahat oluyor.İki tane ferace alsanız yanınıza yetiyor. İçinede sıfır kollu çok sıkmayan badiler ve bol paça lastikli siyah pantalonlar aldım.Eşarp bir tane bile götürmedim.İnce siyah renkte bu son zamanlarda çıkan tülbentler var bilirsiniz,onlardan aldım,çok rahat ettim.Ayaklarımız için ise ben bir sandalet,bir terlik ve birde son derece rahat olan geçen sezondan genişlettiğim babetimi yanıma aldım.Yeni alıcak iseniz (bu sandaletiniz bile olsa) önceden ayağınızda evde de olsa kullanın.Çok ayakta kalınılıp,çok yürünüyor,ayak rahat olmadı mı bir problem oldu mu burnundan geliyor insanın malesef.




Kişisel ihtiyaç çantası :Sanırım simdiki yazacaklarımı böyle bir başlık altında toplamak en güzeli olacak.; insan umre için özel şeyleri valize koyayım derken,her daim kullandığı şeyleri umreye giderken almayı unutabiliyor.Örneğin diş fırçası ve diş macununu son dakika valize koymayı akıl etmem gibi :)) Güneş kreminizi,nemlendiricinizi mutlaka alın diyorum ama inanınki ben güneş kreminin kapağını bile açmadım :) Neden bilmiyorum :) Beyaz tenli olmadığım için rahatsızda etmedi zira mart ayındaki güneş.Ama güneş gözlüksüz asla! Bunun yanı sıra çıplak ayak tavaf yapıldığından çoğu insan tarafından,bulaşıcı mantar vs. gibi deri hastalıkları için mantar kremi,ateş düşürücü,ağrı kesici ve varsa kullandığınız (ben normal zamanda da kullanıyorum) vitamininizi almalısınız.Kısacası tedarikli olmak lazım her türlüsüne.İhramdan çıkmak için biliyorsunuz vazifeleri yerine getirdikten sonra saçınızdan bir miktar kesmeniz gerekiyor.( erkekler kısaltmalı veya kazıtmalı, hanımlar ise en az bir parmak boğumu kadar kesmeli) Bu yüzden yanınıza makas almanızda yarar var. Erkekler berberlerde bu işi güzel bir şekilde hallediyorlar ama hanımlar kendi işlerini kendisi görüyorlar otele döndüklerinde.

Dua kitapları ve Kuran-ı Kerim : Mescitde, Mekke'de olsun Medine'de olsun sayısızca Kuran-ı Kerim var fakat yazı şekillerini yadırgaya bilir gözünüz,küçük çok yer kaplamayan cep Kuran-ı Kerim'i almanızı tavsiye ederim.Biz bunun yanısıra Büyük Cevşen aldık yanımıza Türkçe açıklamalı,yeni düzenlemesini çok beğendik bu tarz yazı,düzen ve içeriği hoşunuza giden kitaplar alabilirsiniz. Tabiki postunu hazırladığım buradaki kitaplar çok işinize yarayacaktır muhakkak .Zikirmatiğinizi yanınıza almayı unutmayın,yolculukda otobüste veya mescide giderken dönerken hep ağzınız boş durmuyor,dolayısıyla gözünüzde başka detaylara merak sarmıyor :)
Aklıma gelipde önem arz edenler şimdilik bunlar,ilerleyen günlerde güzel bir umre turu yaptıracağım size oturduğunuz yerden inşallah :)

SELAMETLE




25 Şubat 2014 Salı

UMRE ÖNCESİ #1

Günaydınlar blogcanlar
Umre ziyareti öncesi akraba ziyaretleri ve misafirlikler, gidipde göremeyeceğimiz kadar uzak da olan eş dost için helalleşmelerimiz başladı.
Resurullah (s.a.v.) Efendimiz'e hediye etmek üzere salavatları çoğaltanlardan oluruz inş.


Meallli umre duaları kitabı almak en güzeli.Tur acentasının verdiği açıklamalı kitapların yanı sıra af duaları için olsun,nafile ibadetlerde olsun veyahut umrenin farz ibadetlerinde,okumak üzere bol bol dua için tedarikli olmak lazım.Rabbim her birini hakkıyla yerli yerinde okumayı nasip etsin.


Arkadaşlarım,eş dost söyler sizde duymuşsunuzdur ya hep!
Beytullah'ı görünce şunu okuyacağım,şöyle dua edeceğim,böyle af isteyeceğim...
O Mübarek'i görünce kitlenip,heyecandan,şaşkınlıkdan ne okuyacağını ne söyleyeceğini unutanları duyduysak da İnşallah bu güzel kitapdaki  adım adım aktarılan tüm vazifeleri yerine getirebiliriz.


Sayfa sayfa umre vazifeleri ve yerlerine göre renkli baskı dualar yer alıyor. Ben çok beğendim kitabın içeriğini. Evinizden çıkmadan başlıyorsunuz dua ile kalkan oluşturmaya,taa ki geri dönüpde eve girinceye kadar. Benim gibi bir süre,bu maiyette bir dua kitabı arayanlarınız vardır içerinizde; kitabın yayınevi Hayrat Neşriyat.


Arapçasından okuyamayanlar için Türkçe mealide dediğim gibi mevcut.
Sanırım bu kitabı elimden düşürmeyeceğim.Tavafın şavtlarını yaparken veya Sa'y yaparken, kısacası yürürken kitap okumak bakalım nasıl olacak ,inşallah zorlanmam.


Bu cep boyutundaki rehber kitabı ise eşim için almıştım.Gün içerisinde,vakit darlığında cebinden çıkartıp okuyabilemsi için.Bu kitapda ise daha çok umre vazifesinin hükümlerinden bahsediliyor.


Farzlarından,haramlarından ve vaciplerinden...
Bir üst kitapdaki gibi kapsamlı olmasada okunacak dualarda yer alıyor.Hükümlerin açıklamaları Hadis-i Şerif'ler ile beslenmiş.Yazı puntosu oldukça büyük,gençler için çok daha başka alternatif kitaplar var ise de,yaşlı insanlar için okunabilirlik bakımdan güzel.Kitabı almamdaki etkili şey ise kitabın cebe sığıyor ve gerekli bilgileri içeriyor olması.


Geçtiğimiz ay,ferace alışverişimde
(Umre öncesi alışveriş postu gelicek ) hediye edilen bu tavaf tesbihlerinide söylemeden geçmiyeyim madem :) Tavaf sırasında her bir şavtın sayısında şaşırmamak için parmağa takılan yüzük ucuna ip ve bu ipe dizili 7 adet boncuk..Her bir şavtı tamamladığımızda boncuğun birini yukarı çekiyorsunuz...
Hazırlıklarımız sürüyor,bir kaç eksiğimiz kaldı alınması lazım gelen.İnşallah bu güzel hazırlıkları yaptığımız kutsal mekanları yerinde görüp,hakkıyla vazifelerini yerine getirenlerden oluruz.Bunları kalem kalem yazmamın maksadıda yerine ulaşır inş.
Sebebi olabileceğim,bilgilendrebileceğim yada özendirebileceğim tek kişi belkide sizsinizdir!

SELAMETLE








20 Şubat 2014 Perşembe

OKUNMASI GEREKEN KİTAPLAR #2

 PEYGAMBER EFENDİMİZ'İN İZİNDE
MEKKE-MEDİNE
Heyecanımız gün gün artıyor,sayılı gün çabuk geçiyor.Az bir vakit kaldı haliyle..
Kalan zamanda,dünyevi işleri bırakamıyor olsak da,maneviyata bürünerek geçirmek istiyor insan.

Hani derler ya oraya gitmeyen bilemez,anlayamaz..Gidince çok daha iyi anlayacaksın...

Hepimizin taaa eskilerden beri,'inşallah! diyip ahh geçirdiği,bi gün bizede nasip olur,çağrılmayan gidemez,oraya gençken gitmek lazım çocuuum hiç beklemeyin' ,gibi cümlelerde muhatap alınan o mübarek şehirlere,bu güzel anlatımlı kitabı okuduktan sonra neredeyse (!) gitmiş kadar oluyorsunuz.
Anlatımı,sıralaması,sadece peygamber efendimiz Hz.Muhammed (s.a.v) döneminden değil,Emeviler'den Abbasiler'den ve Osmanlı'lara değin yapılan,çakılan her bir çivinin anlatımı çok muazzam.


Kitabın önsözünden bir parça aktarıcak olursam;
'Atalarımızın izleri var oralarda.
Hz.Adem ile Hz.Havva'nın buluşma yeridir.Sadece tavaf alanı üzerinde 70'e yakın peygamberin kabrinin mevcut olduğu rivayet edilir.Bu seçilmiş insanların mevcudiyetleri ile şereflenen mekanlardır buralar.
Bu arazide ; Hz. Nuh yürümüş,Hz.Hud devesini sürmüş,Hz. İbrahim Kabe'yi inşaa etmiş,Hz.İsmail avlanmış,Hz.Muhammed (s.a.v.) de tüm hayatını geçirmiştir.
Sahabelerin hayatlarını geçirdikleri, başka diyarlara ila-yı kelimetullah için hicrete niyet ettikleri yerlerdir buralar...'
Öylesine değerli bir kitap ki Yazar Talha Uğurluel kendi umre kafilesiyle İstanbul'dan çıkıp,önce Medine'ye olan sonrada Mekke'ye olan ziyaretlerini kaleme alıyor.Yapılacak olan ibadetlerden,umrenin vazifelerinden,ziyaret edilmesi gereken cami,mescid o yıllara ait her bir taşı anlatıyor.


Özellikle Mescid-i Haram ve Medine-i Münevvere'nin bugünkü zamana gelene dek geçirmiş oldukları çalışmalardan da incelikle bahsediyor.

Ebu Kubeys Tepesinden,Beni Haşim Mahallesinden,Cennetül Bakiden tutunda,Osmanlı'nın yaptırdığı cami ve mescidlerden,zemzem kuyularının hikmetinden,Taif'den,Nur Dağı'ndan ve tüm Ecdad izlerinden fotoğraflarla anlatılması okuyanı çok daha etkisi altına alıyor.


En çokda Mescid-i Haram'ın tarihini okumak beni ihya etti.Meğerse bilmediğim ne çok mesele,olay vuku bulmuş.İbadet noktasında ise tam bir bilgi sahibi oluyorsunuz.Tarihi ile vazifeleri harmanlayarak anlatılmasını sevmiş olmalıyım ki,yapılması gereken ibadetlerin neye ve hangi olaya dayanarak yapılıyor olması bilmek,insana inanılmaz bir mutluluk veriyor.
Hacer-ül Esved Neden orada?
Niçin Remel yapılıyor?
Hicr-i İsmail'de kılınan namazın değeri neden bu kadar büyük?
Miraç Sutunu Mescid-i Haram'da nerede?
Herşeyin cevabı o kadar güzel anlatılmış ki,insan okumaya doyamıyor.Kitabı bitireli baya bir zaman oluyor ama,aklıma gelen bişey oldumu,veyahut ismini getiremediğim hemen açıp bakıyorum.
Umre yolculuğumuz boyuncada yanımda taşıyacağım inşaallah.


'Her müminin hayatında bir idealdir Resulullah'ın memleketine gitmek.O'nun evini görmek,çocukluğunu geçirdiği mahallede dolaşmak ve mübarek ayaklarının bastığı yerlerin tozunu toprağını koklamak...Hira Nur Dağı'nda Allah Resulü'nün insanlığa gönderilen son mesajı ilk defa alışını tahayyül etmek...'Rabbim Allah'tır.' dediği için öz yurdunda garipsenen ama herşeye rağmen 'Ehad! Ehad!' diye haykıran Bilal'in ızdıraplarını ve yıllar sonra Mescid-i Nebevi'nin taraçasında 'Allah-u Ekber' ezan-ı kudsisiyle insanları sulha ve felaha çağırışını hatırlamak...'Evimle mimberim arası cennetten bir bahçedir.' müjdesinin şevkiyle Medine'nin kutlu sakininin mescidinde namaz kılmak ve cennet kokusunu teneffüs etmek.
Kabe'nin etrafında dönerken bütün bir varlık adına 'lebbeyk' söylemek...
Yıllar sonra Mekke'ye muzaffer bir komutan olarak giren Efendiler Efendisinin kendisini doğduğu topraklardan ayıran insanları affetmesini zihninde canlandırmak...
Evet,bütün bunları ve daha ötesini merak ediyor ve özlüyorsanız bu kitap size kutlu seyahatinizde yol arkadaşlığı yapmaya taliptir.' diyor yazar!

Kabe'yi birde Aşk-ı Sükun'dan okumanızı tavsiye ederim.

SELAMETLE


5 Şubat 2014 Çarşamba

OKUNMASI GEREKEN KİTAPLAR #1


AŞK-I SÜKUN

(Allah nasip ve kısmet eder ise önümüzdeki ayda Umre yolculuğumuz var,manevi hazırlık olarak okuduğum ve okunmasını tavsiye ettiğim kitapları paylaşacağım inşallah.)

Gerçek aşkı,teslimiyeti, Allah'a olan bağlılığı ne de güzel iliklerime işletti!

Hz.İbrahim ve onun eşi güzeller güzeli,ak pak bembeyaz yüzlü Hz.Sare'nin çocuk özlemi yıllar içerisinde sessiz dile gelir. Hz.Sare eşini çok sevip çok kıskanmasına rağmen, Allah Resulüne bir evlat verememiş olmanın acısıyla, eşi Hz.İbrahim'in ona 'kıskanmayacakmısın?' diye defalarca sormasına rağmen Firavun'un sarayındaki cariye olan Hz. Hacer 'i bu hasreti dindirmesi için evine getirir.Ezelden tanış iki ruh, arasındaki 'na' 'yı kaldırırlar ve mahrem sınırında buluşurlar. Bu evliliğe tüm insanların sevinmesiyle,doğacak olan,tam teslimiyetin adı Hz.İsmail'in dünyaya gelicek oluşu müjdelenir.

Bu sırada aynı çatı altında biri genç,diğeri yaşlı olan iki nebi hanımının,kalpleri burkan,gözyaşlarımı tutamadığım anlarına şahit olacaksınız.Hz.Sare'nin artık evinin içerisinde Hz.Hacer'i istemeyişi, Hz.Hacer'in Rabbine olan teslimiyeti ,Hz.İbrahim'in serin sular gibi sessizliği...
Ve Hz.Hacer'in kucağında bebeği ile Filistin'i bir baştan bir başa gözyaşlarıyla ıslatışı.



Filistin mazlumları mahzun,zalimleri mamur eden yurt olacaktı...
Filistin hep Hacer kadar ağlıyacaktı...
Filistin'e bundan böyle gözyaşı düşmüştü...
Filistin'e bir ananın ahı düşmüştü,her şey ezel sırrının yazılarındaydı..

Yazmak istediğim çok şey var, okuyalı tam bir ay oluyor kitabı,kelimeler duygusal anlatımlar beynime kazındı.
Bu güne kadar hiç bir kitapdan bu kadar etkilenmemiştim.Günlerce kitabın etkisinden çıkamadım.Hz.İbrahim 'in Allah'ın tebliği ile Hz.Hacer ve Hz.İsmail'i kurak bir çöle tek başlarına(!) bırakışı,Hz. Hacer'in susayan bebeğine su bulmak için,7 kez Merve ile Safa tepesinde umudunu yitirmeden siyah eteklerini sürüyerek bi çare gidip gelişi...
Hz.İbrahim'in uzuun aylar sonra,onları bıraktığı yere gidip,iyi olduklarını görüp, Hz. Sare'nin tembiği ile Hz.Hacer ile konuşmadan dönüşü. Ve Hz.İsmail'in babasına 'haydi babacığım' diye Rabbine bir an evvel kovuşmak isteyen tam bir teslimiyet sahibi ,kurban edilecek evlat!

Mutlaka okuyun,okutun bu kitabı arkadaşlar.Bildiğimiz Nebiler hayatının bambaşka bir kapısından geçiriyor sizi. Kalbiniz ızdırap duyuyor,birde kendinizi yanına kıyısına köşesine koymaya çalışınca hikayenin...

Yazmak istediğim alıntı yapmak istediğim çok şey var ama son olarak bunu yazmak en doğrusu galiba,bu kadar emek,sadakat,teslimiyet ve aşk Hz. Hacer'i hiç mükafatsız bırakır mı?

''Sare ile İbrahim'in mezarları yanyana benim yalnızlığımı ve garipliğimi Kabe bağrına bastı,Kabe'de yatan tek kadınım.(Hz.Hacer'in kabri Habe'de 'Hicr-i İsmail' denen Hatim kısmında bulunmaktadır.) Yalnızlığımı Allah öyle giderdi ki,her an binlerce kişi etrafımda pervane gibi döner.''

SELAMETLE










4 Şubat 2014 Salı

KIRMIZI KAVANOZ

Günaydınlar blogcanlar.
Ara sıra aklıma geldikçe boyamalarımı bir çıkartıp bir kaldırıyorum.
İnstagramda,bloglarda boyama yapanları görünce hevesden ölür halde eve koşa koşa gidiyorum :)


Bu plastikden mamül şeffaf kavanozları yine cadance kırmızı boyalarımla boyadım.
Hatırlarsınız, yaklaşık iki sene evvel cam kavanozlarımıda boyamıştım bu boya ile;
Dekupaj kağıtlarını buradaki Facebook sayfamdan indirebilir,print alabilirsiniz.

Dekupaj kağıtlarımı kesip,dekupaj tutkalıyla sabitledikten sonra,iki kat su bazlı vernikleme işleminden sonra kullanıma hazır.Daima soranlar oluyor görünce,kullanım açısından çıtkırıldım gözüküyorlar sanırım :) Bulaşık makinesinde veya elde yıkama ile zarar görmüyorlar,vernikleme işleminden ötürü ;)


Sizde deneyebilirsiniz ;)

SELAMETLE

3 Şubat 2014 Pazartesi

BEŞAMEL SOSLU FIRINDA TAVUKLU KARNIBAHAR

Günaydınlar blogcanlar
Uzun uzun zamandır yazamıyorum farkındayım,hayat koşturmacası,işlerin yoğunluğu ve bir takım stress bastonlu işlerim yüzünden blog yazarlığnı ihmal ediyorum.Oysaki fotoğraf makinem;blogda bunu paylaşmalıyım diye çektiğim karelerle dolu iken..
Kısa zaman içerisinde güzel haberlerle yanınızda olucam inşaallah,işte o zaman sizi post bombardımanına tutacağım  :)

Gelelim yemeğimize,ben çok severim beşamel soslu fırın yemeklerini.Hal böyle iken,şimdide mevsimi iken tarifi paylaşmak istedim.


Malzemeler: 
1 göbek karnıbahar ----- Karnıbaharı geniş bir tencerede iri parçalar halinde tuzlu suda haşlayalım.
1adet soğan+1 adet havuç -----Soğanı yağda kavurup,küp küp doğradığımız havuçlarla soteleyelim.
1 adet tavuk göğüs eti------  Ayrı bir tencerde tavuğu suda haşlayıp,ditelim,suyundan 1 bardak ayıralım.Dittiğimiz tavukları,havuçlu soğanlı karışıma ilave edelim,bir yemek kaşığı salça+1 tatlı k.karabiber ile kavurup,üzerine 1 bardak tavuk suyundan ekleyip,kaynatalım.
2 bardak süt+4 yemek k. un+2 yumurta+bir miktar sıvıyağ----Ölçüleri sırasıyla karıştırarak,tuz ilavesi ile beşamel sosumuzu pişirelim.
 

Haşladığımız karnıbaharları sudan alıp,daha küçük parçalar haline getirip,borcamımıza yerleştirelim.


Üzerine tavuklu karışımı yayalım.

 
 Hazırladığımız beşamel sosu, (Karnıbaharınız küçük ise;beşamel sos ölçülerinin yarısını yapmalısınız.) tavuğun üzerine döküp,kaşık yardımı ile aralarına beşamel sosun girmesini sağlayın.
190 C'lik firinda altlı üstlü yarım saat kadar pişirin,fırından borcamınızı alın ve üzerine isteğinize göre bir miktar kaşar rendelieyin ve üst ısıtmalı olarak 10 dk. daha pişirin.


Börek gibi dilimleyip,sıcak servis edin ;)
Afiyet olsun.

SELAMETLE




21 Ocak 2014 Salı

ALDIĞIM GÜZEL HEDİYEM SENSİN,BİLİRMİSİN?


Ahiretliğim...
Canım bitanemden bir postacı çıka gelmiş kapımıza...
Biraz şaşkın,biraz bilir halde,yan yan gülümsememle karşıladım güzel pembe kutumu.
(Kutuyu pembe odaya yakışacağınıda düşünmüş)

Yine senden dimi bu paket?Yaptın yapacağını,utandırdın,mahçup ettin,sevindirdin beni!
Canım arkadaşım,benim için,beni düşünerek aldığım bu kelam arşivlerinin her bir harfinin binlerce hatırı için selamlarını en güzel şekilde karşılıyorum.


Sen benden daha güzel dua edensin,sana senin duanla iştiraak ederek;Baki selametle birlikte tertemiz bir hayat surelim,Hz.Hacer gibi tevekkül sahibi olan iki dost olmak ümidiyle...
AMİN

SELAMETLE

20 Ocak 2014 Pazartesi

GÜL PEÇETE DEKOPAJI

Günaydınlar


Bilirsiniz ikeanın ahşap çerçevelerini..Uzun bir süre önce, pembe oturma odasının kendim yaptığım pembeli objelerini burada paylaşmıştım.Biraz sıkıldım oradaki görüntülerinden,boya ile son günlerde uğraşınca çerçeveleride elden getirdim.

Cadance beyaz boya ile 2 kat geçtikten sonra,gül desenli peçeteleri kesip çıkartıp,su bazlı vernik ile peçeteleri hem yapıştırıyorum hemde tüm çerçeve boyasını vernikliyorum.


Duvarı delmeden bu tarz hafif malzemeleri nasıl duvara montelediğimi burada yazmıştım.Çok memnunum bu durumdan,istediğim an istediğim yerede taşıyabiliyorum,pratik şekilde.


Dedim ya boya ile haşır neşir iken ...Uzun zamandır bekleyen ufak kutuyuda boyadım.Odanın diğer boyama işlerini ve dekorasyonuna buradan bakabilirsiniz.
Güzel haberler ile tekrar görüşmek üzere

SELAMETLE